Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
21 Mayıs 2019 - Salı 14:44 Bu yazı 507 kez okundu
 
BUZ BİGİ (GİBİ) SU!
Fatih BABAOĞLU
 
 

Bu hafta anlatacaklarım, markette kasiyer arkadaşın “poşet ister misiniz?” sorusunun bizi maziye alıp götürmesidir vesselam. Yok yok. Yanlış anlamayın. Poşetin parayla satılmasının haklılığını ya da haksızlığını anlatan ahkam dolu bir ton söz sıralamayacağım peşi sıra. Sizi 30 – 35 sene öncesinin Beyşehir’ine götüreceğim. Gerçi bu yazıyı okuyanların birçoğu daha da eski Beyşehir’i hatırlıyorlar ama satırlarımız onları da kendi çocukluklarına götürecek biliyorum. 

Geçen Pazar oldu her ne olduysa. O gün güneş biraz cömert davranınca bizim çocuklar “haydi bakalım” dediler; “yeter bu kadar yazıp çizdiğin. Biraz mola ver de, göl kenarına gidip bir hava alalım.”

Onca birikmiş ve yetişmesi gereken çalışma varken kıramadım bizim çocukları. Ne çıkardı gece birkaç saat daha fazla çalışırım olur biterdi. “Tamam, teslim! Haydi bakalım” diyerek düştüm peşlerine. Atıştırmalık yiyecek içecek bir şeyler almak için önce markete uğradık. Alacağımızı alıp kasaya para ödemeye geldiğimizde kasiyer arkadaşımızın “Poşet ister misiniz?” sözü aldı götürdü beni.

Çocuklar daldığımı görünce “Hayırdır daldın?” dediler. Evet haklılardı. “Haydi, şu göl kenarına bir varalım da size niye daldığımı anlatayım.” Çocukluğumda gözlerimin önüne gelen. Şaka bir yana 41’i (Maşallah) bu sene gördük. Gerçi tanıdığım bir çok büyüklerim için bu rakam bir şey ifade etmez ama bizim çocuklar merak içinde anlatacaklarımı bekliyorlardı. Bende anlatmaya başladım çocukluğumu: 

Anlatacağım zaman bundan 30 ila 35 sene öncesi çocuklar. O zamanlarda bizim bir çetemiz vardı. Çete dediysem öyle organize suç örgütü amacıyla toplanan bir grup değil. En büyük suçumuz ya Avşar Bahçelerinden birkaç elma, armut ya da İskender Bahçelerinden erik, kiraz şeftali araklamak. Hatta çetemizin adı bile yok. Çetemizin başı Çakır lakaplı Levent ağabeydi. Aynı zamanda benim halaoğlu. Çok değil bundan 30 – 35 sene evvel de poşetler paralıydı.

“Haydi canım?”

 Evet tıpkı dediğim gibi. Şaşırmayın öyle, hem de poşetleri marketler değil bizler satardık.

“Nasıl?”

Bizim çetemiz çok çalışkan bir çeteydi. Haylazdık, laf dinlemez ele avuca sığmazdık ama çocuk yaşta da olsa, çalışıp para kazanmanın ne olduğunu iyi bilirdik. Gelelim poşet satmamıza, o zamanlar poşet paralıydı tıpkı bugün olduğu gibi. Çünkü insanların pazar çantaları ve fileleri vardı. Naylon poşet lüks gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam. Pazarcılar poşet yerine ya hazır olanlara koyarlardı sattıklarını ya da gazeteden kendi yaptıkları kese kağıtlarına. Bizse ellerimize poşet ambalaj satan dükkandan aldığımız poşetleri alıp gezerdik pazar yerinde bağıra bağıra, “Haydi laylon poşet. Büyük poşet elli kuruş küçük poşet yirmi beş kuruş.”

Öğleye kadar poşetleri bitirince hızla evlere koşardık. Bir gece evvelden dolaplara koyduğumuz suları alıp koşardık Pazar yerine bu defa: “Soğuk su.” Levent abiye de çok gülerdik hani. Dili dönmezdi su satarken gevrek gevrek bağırırdı: “Buz bigi suuuu!”

Neler neler yapmadık ki? Yaz ise kamyonlardan kavun karpuz indirirdik. Levent abi pazarcıyla kamyonuna pazarlık yapar fiyatta anlaşınca başlardık kamyonu boşaltmaya. Tabi kırdığımız her kavun ya da karpuz başına anlaştığımız fiyattan düşülürdü ama koca kamyon bitince – ki genelde hepsi ama hepsi – kırık kavun ve karpuzları da bize verir paramızı da bir tamam eksiksiz verirdi.

Sonra simit maceramız vardı. Bir dönem simit de sattık. Sabahtan ellerimizde birer alüminyum tepsi simit fırınından simitleri alıp dağılırdık dört bir yana. O mahalle senin bu sokak benim gez ha Allah gez simit satardık. Ekipte abim su koyardı hep. Bağırmayı gururuna yediremez, tepsi tepesinde gezer dururdu. Akşam simitçiye hesap görmeye giderken eve uğrar babaanneme satardı bütün simitleri.

İşte böyle gençler. Çocukluğumuz dolu dolu geçti bizim. Beyşehir bir öğretmendi ve bizler okuldan önce Beyşehir’den aldık ilk derslerimizi.

“Abi en tatlı yerinde kaldın anlatmaya devam et.”

Yok yok. Önümüz Ramazan. Bir sürü yazılacak yazı var. Ramazana bir girelim. Söz bir dahakinde Beyşehir’de Ramazanlar nasıl olurdu eskiden onları anlatacağım.

 
Etiketler: BUZ, BİGİ, (GİBİ), SU!,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Konya
Az Bulutlu
Güncelleme: 03.07.2020
Bugün
20° - 31°
Cumartesi
20° - 33°
Pazar
21° - 35°
Konya

Güncelleme: 01.07.2020
İmsak
03:37
Sabah
05:24
Öğle
12:59
İkindi
16:52
Akşam
20:23
Yatsı
22:03
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir FK
60
0
3
9
17
29
2
Trabzonspor
58
0
3
10
16
29
3
Sivasspor
53
0
6
8
15
29
4
Galatasaray
52
0
5
10
14
29
5
Beşiktaş
50
0
9
5
15
29
6
Fenerbahçe
46
0
9
7
13
29
7
Alanyaspor
45
0
8
9
12
29
8
Göztepe
38
0
11
8
10
29
9
Antalyaspor
37
0
10
10
9
29
10
Kasımpaşa
35
0
14
5
10
29
11
Gaziantep FK
35
0
10
11
8
29
12
Denizlispor
32
0
13
8
8
29
13
Gençlerbirliği
31
0
14
7
8
29
14
Çaykur Rizespor
29
0
16
5
8
29
15
Yeni Malatyaspor
28
0
15
7
7
29
16
Kayserispor
28
0
15
7
7
29
17
Konyaspor
27
0
12
12
5
29
18
MKE Ankaragücü
25
0
14
10
5
29
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı
UA-111643594-1 istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort escort istanbul istanbul escort